← Nöron Oyun

Kendi Oyununu Silen Adam: Flappy Bird'ün Yirmi İki Günü

2026-10-21 · 15 dk

▶ Kanalı Spotify’de aç

Hanoili programcı Dong Nguyen'in birkaç günde yazıp Mayıs 2013'te sessizce yayımladığı Flappy Bird'ün aylar sonra açıklanamayan bir viral patlamayla App Store'un zirvesine çıkması, reklamlardan günde elli bin dolar kazandırması, ardından intihal suçlamaları, medya kuşatması ve öfkeli mesajlar altında ezilen yaratıcısının Şubat 2014'te Artık

flappy birddong nguyenmobil oyunviral oyunapp store

Bölüm metni

Günde elli bin dolar kazandıran bir oyunu kim siler? Vietnam'da sessiz bir programcı tam bunu yaptı: Dünyanın en çok indirilen oyununu, zirvedeyken yirmi iki saat önceden haber verip kendi eliyle yok etti. Ertesi sabah, içinde o oyun olan telefonlar açık artırmada araba fiyatına satılıyordu.

Hanoi'de bir apartman dairesi düşünün. Dışarıda motosiklet kornaları, sokak satıcılarının sesleri, nemli bir Vietnam havası. İçeride, ekranına eğilmiş, sigarasını yakmış, otuzuna henüz gelmemiş bir genç adam var. Adı Dong Nguyen. Gündüzleri mobil oyunlar üzerine çalışan bir yazılımcı, boş zamanlarında ise kendi küçük oyunlarını yapan biri. Büyük bir stüdyosu, yatırımcısı, pazarlama bütçesi yok. Elinde bir bilgisayar, bir telefon ve basit şeylere duyduğu bir merak var.

Nguyen'in oyun anlayışı aslında çok eskiye dayanıyor. Çocukluğunda oynadığı oyunlar, ekrana birkaç piksel ve tek bir kuraldan fazlasını koymayan, ama insanı saatlerce başında tutan oyunlardı. O da kendi oyunlarında aynı şeyi arıyordu: tek parmakla oynanabilen, otobüste ya da sırada beklerken açılıp kapanabilen, kuralı bir saniyede anlaşılan ama ustalaşması imkânsıza yakın bir şey. Daha önce de birkaç deneme yapmıştı; ekranda zıplayan toplar, savrulan engeller. Hiçbiri dikkat çekmemişti.

2013 baharında, bir hafta sonu, yeni bir fikir üzerinde çalışmaya başladı. Sonradan verdiği röportajlarda bu oyunu yalnızca iki üç günde bitirdiğini söyleyecekti. Fikir neredeyse çocukça sadeydi. Ekranda küçük, tombul, sarı bir kuş var. Ekrana her dokunduğunuzda kuş bir kez kanat çırpıp yükseliyor, dokunmayı bıraktığınızda yerçekimine teslim olup düşüyor. Karşıdan yeşil borular geliyor; aralarında dar bir boşluk var. Kuşu o boşluktan geçirebilirseniz bir puan alıyorsunuz. Bir boruya ya da yere değerseniz oyun bitiyor. Hepsi bu. Ne seviye var, ne güçlendirme, ne hikâye. Kuşun bir adı bile vardı, oyunun içinde ona Faby deniyordu, ama dinleyicilerin çoğu bunu hiç öğrenmeyecekti.

Görsel dünya, bilerek eskiden kalma gibi tasarlanmıştı. Kaba pikseller, parlak gökyüzü, alttaki çimen şeridi ve o yeşil borular. O borular pek çok oyuncuya hemen tanıdık gelecekti, çünkü Japon şirketi Nintendo'nun Super Mario oyunlarındaki ünlü boruları andırıyordu. Nguyen de bu benzerliği hiç saklamadı; çocukluğunun oyunlarına bir selam olarak gördüğünü anlatacaktı.

Oyunun asıl imzası ise zorluğuydu. Kuşun fiziği tuhaf biçimde ayarlanmıştı: dokunuş başına yükseliş sert, düşüş hızlıydı. Çarpışma sınırları affetmiyordu; kuşun kanadının ucu bir boruya hafifçe sürtse bile her şey biterdi. Puanlama da bu zorluğa göre kurulmuştu. 10 puana bronz, 20'ye gümüş, 30'a altın, 40'a platin madalya veriliyordu. Bugün bu sayılar küçük görünebilir, ama ilk kez oynayan birinin çoğu zaman iki üç borudan öteye geçemediğini düşünürseniz, 40 puan neredeyse bir efsaneydi.

Nguyen oyunu, kendi küçük stüdyosu adına, Apple'ın uygulama mağazası App Store'a, yani Apple mağazasına, 24 Mayıs 2013'te yükledi. Oyun ücretsizdi. Para, ekranın altında beliren küçük reklamlardan gelecekti. Ve sonra hiçbir şey olmadı. Haftalar geçti, aylar geçti. Flappy Bird, Apple mağazasının o uçsuz bucaksız rafları arasında, her gün yüklenen binlerce başka uygulama gibi sessizce durdu. Kimse fark etmedi. Nguyen de hayatına devam etti; aklı, belki de bir sonraki küçük denemesindeydi.

Ama 2013'ün son aylarında, kimsenin tam olarak açıklayamadığı bir şey başladı. Grafikteki o düz çizgi, önce hafifçe, sonra dikleşerek yukarı kıvrılmaya başladı.

Sonbaharın sonlarına doğru indirme sayıları kıpırdamaya başladı. Aralık ayında oyun, Apple mağazasının üst sıralarına tırmanıyordu. Ocak 2014'e gelindiğinde ise imkânsız görünen şey olmuştu: aylarca kimsenin dönüp bakmadığı küçük sarı kuş, Amerika'da ve dünyanın pek çok ülkesinde en çok indirilen ücretsiz oyun konumuna yükselmişti. Ocak sonunda Android sürümü de Google'ın uygulama mağazası Google Play'e, yani Google mağazasına çıktı ve orada da aynı hızla zirveye koştu.

Bu yükselişin nedeni bugün bile tartışılıyor. Ne bir reklam kampanyası vardı ne de bir yayıncının desteği. En yaygın açıklama, ağızdan ağıza yayılan bir çılgınlıktı. Okul bahçelerinde, iş yerlerinde, sosyal medyada insanlar birbirine skorlarını gösteriyordu. Kimse 5 puanını paylaşmaktan utanmıyordu, çünkü herkes aynı acıyı çekiyordu. Oyunun mağazadaki yorum bölümü bir tür ortak ağıta dönüşmüştü; insanlar oyundan nefret ettiklerini, telefonlarını duvara fırlatmak istediklerini yazıyor, sonra da beş yıldız veriyordu. Video paylaşım sitesi YouTube'da tanınmış oyun yayıncılarının, Flappy Bird karşısında sinirden çıldırdığı videolar milyonlarca kez izleniyordu. Bu öfke, bulaşıcıydı. İnsanlar o videoları izleyip "Ben daha iyisini yaparım" diyerek oyunu indiriyordu.

Bazı sektör yorumcuları, bu kadar ani bir sıçramanın arkasında yapay indirmeler ya da sahte yorumlar olabileceğini ileri sürdü. Nguyen ise bu iddiaları reddetti; hiçbir hile yapmadığını, oyunun neden patladığını kendisinin de bilmediğini söyledi. Açık olan bir şey vardı: dünya bir anda, tek bir dokunuşla oynanan bu küçük oyuna kilitlenmişti.

Ve beraberinde para geldi. Nguyen, bir Amerikan teknoloji sitesine verdiği demeçte oyunun reklamlardan günde yaklaşık 50 bin dolar kazandırdığını açıkladı. Hanoi'de tek başına çalışan bir yazılımcı için, üstelik birkaç günde yapılmış bir oyundan, bu akıl almaz bir rakamdı. Oyun, kaldırıldığı güne gelindiğinde 50 milyonu aşkın kez indirilmiş olacaktı.

Ama zirvenin bir de öbür yüzü vardı. Nguyen, bir anda hem tanınmadık bir dahi hem de bir şüpheli muamelesi görmeye başladı. Bazı yazılar, oyunun görsellerinin başka eserlerden alındığını, borulardan bulutlara kadar her şeyin bir yerden tanıdık olduğunu ileri sürdü. Daha önce benzer bir kuş karakterine sahip bir oyun yapmış olan Fransız bir geliştirici, iki oyun arasındaki benzerliğe dikkat çekti. Nguyen bu eleştirilere uzun açıklamalarla karşılık vermedi; zaten başından beri çocukluğunun oyunlarından ilham aldığını söylemişti. Super Mario'nun sahibi Japon şirket ise boruların benzerliği konusunda herhangi bir şikâyette bulunmadı. Ama tartışma, Nguyen'in üzerine düşen ilgiyi daha da sertleştirdi.

Sonra mesajlar geldi. Binlercesi. Oyunun yüzünden işten atıldığını, sınavlarını kaçırdığını, uykusuz kaldığını yazanlar vardı. Ona teşekkür edenler kadar küfredenler de vardı. Bir kısmı tehdit niteliğindeydi. Vietnam'da ise durum daha da kişiseldi. Yerel basın, ülkenin bu beklenmedik başarı hikâyesinin peşine düştü. Muhabirler, Nguyen'in ailesinin kapısına dayandı. Vergiler, kazançlar, yaşam tarzı sorgulanmaya başlandı. İçine kapanık, kalabalıktan hoşlanmayan, kendini bir ressam ya da zanaatkâr gibi gören biri için bu, nefes alınamaz bir kuşatmaydı.

En çok rahatsız olduğu şey ise belki de bambaşkaydı. Oyunu birkaç dakikalık bir mola için, insanlar rahatlarken oynasınlar diye tasarlamıştı. Oysa ortaya çıkan şey, insanların bırakamadığı bir şeydi. Bir yetişkin otobüste gözünü ekrandan ayıramıyor, bir çocuk gece yarısı yorganın altında rekor kovalıyordu. Nguyen, yarattığı şeyin bir bağımlılığa dönüştüğünü düşünmeye başlamıştı.

Şubat'ın ilk haftasında, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca telefonda sarı kuş kanat çırpmaya devam ederken, Hanoi'deki o apartman dairesinde bir karar olgunlaşıyordu.

8 Şubat 2014'te Nguyen, kısa mesajlar paylaşılan sosyal ağ Twitter'daki hesabından kısa bir duyuru yaptı. Flappy Bird oyuncularından özür diliyor ve 22 saat sonra oyunu yayından kaldıracağını söylüyordu. Cümlesinin sonu, sonradan sayısız kez alıntılanacaktı: artık buna dayanamıyordu. Ardından gelen mesajlarda bunun hukuki bir sorunla ilgisi olmadığını, oyunu yalnızca daha fazla elinde tutamadığını yazdı. Flappy Bird'ün kendisi için bir başarı olduğunu, ama sade hayatını da mahvettiğini, bu yüzden artık ondan nefret ettiğini ekledi.

İlk tepki inanmamaktı. Pek çok kişi bunun bir reklam numarası olduğunu düşündü. Günde 50 bin dolar kazandıran bir oyunu kim kendi eliyle silerdi? Bazıları bir şirketin oyunu satın aldığından, bazıları büyük bir davanın kapıda olduğundan şüphelendi. Yirmi iki saat boyunca dünya bir geri sayımı izledi. O saatlerde indirmeler patladı; oyunu henüz denememiş olanlar, son fırsatı kaçırmamak için mağazalara koştu.

Ve süre dolduğunda Nguyen, söylediğini yaptı. Flappy Bird hem Apple mağazasından hem Google mağazasından kaldırıldı. Telefonuna daha önce yüklemiş olanlar oynamaya devam edebiliyordu, ama yeni kimse indiremiyordu. Bir anda o küçük sarı simge, nadir bir eşyaya dönüştü. İnternet üzerindeki açık artırma sitelerinde, içinde Flappy Bird yüklü telefonlar binlerce dolarlık fiyatlarla satışa çıkarıldı. Bu ilanların çoğu ciddi bir alışverişten çok, o günlerin tuhaf havasının bir yansımasıydı, ama yine de çok şey anlatıyordu.

Birkaç hafta sonra Nguyen, sessizliğini bozup birkaç gazeteciyle konuştu. Amerikan iş dergisi Forbes'a, yani Forbes dergisine verdiği röportajda kararın gerekçesini sakin bir dille anlattı: oyun rahatlamak için birkaç dakika oynansın diye yapılmıştı, ama bağımlılık yaratan bir ürüne dönüşmüştü ve bunun bir sorun haline geldiğini düşünüyordu. Bir başka uzun söyleşide ise kendini anlatırken, kaldırdıktan sonra nihayet rahat uyuyabildiğini söylüyordu. Pişman olup olmadığı soruldu; değildi. Para hakkında soruldu; önemli olanın bu olmadığını anlattı. Kendini bir yıldız gibi değil, kendi köşesinde bir şeyler yapan biri gibi görmek istiyordu.

Ama kuş gitmişti, boşluğu kalmıştı. Ve o boşluk hemen dolmaya başladı. Flappy Bird kaldırıldıktan sonraki haftalarda, uygulama mağazalarına akıl almaz bir hızla benzer oyunlar yüklendi. Bir oyun sitesinin hesabına göre, bir dönem Apple mağazasına neredeyse her 24 dakikada bir yeni bir taklit oyun ekleniyordu. Kuşun yerine arılar, balıklar, köpekler, uçan yüzler geçti; borular ağaçlara, kulelere, sütunlara dönüştü; ama kural hep aynıydı: dokun, yüksel, düş, çarpma. Bazı geliştiriciler bunu açık bir saygı duruşu olarak yaptı, bazıları ise yalnızca dalgadan pay kapmak için. Sonunda hem Apple'ın hem de Google'ın, adında "Flappy" kelimesi geçen yeni uygulamaları reddettiği haberleri yayıldı. Bir oyun öylesine iz bırakmıştı ki, adı bile bir süreliğine yasaklı bir kelimeye dönüşmüştü.

Bu klon seli, aslında Flappy Bird'ün mobil oyun tarihindeki yerini de belirledi. Oyun, bir bakıma, akıllı telefon çağının en saf hâliydi: tek parmak, tek kural, tek ekran. Büyük stüdyoların milyonlarca dolarlık bütçelerle yaptığı oyunların arasından, birkaç günlük bir el işi sıyrılıp herkesi ele geçirebiliyordu. Bu hem bir umut hem de bir uyarıydı. Umuttu, çünkü bir odada tek başına çalışan birinin dünyayı yakalayabileceğini gösteriyordu. Uyarıydı, çünkü o başarının nasıl bir yük getirebileceğini de herkesin gözü önünde göstermişti.

Nguyen oyun yapmayı bırakmadı. Aynı yılın Ağustos ayında, yine tek dokunuşla oynanan, yine acımasız derecede zor yeni bir oyun yayımladı; bu kez pervaneli bir şapkayla sallanan engellerin arasından geçmeye çalışan küçük bir karakter vardı. Oyun ilgi gördü, ama Flappy Bird'ün yarattığı çılgınlığın yanına bile yaklaşamadı. Belki de Nguyen'in istediği tam olarak buydu. Aynı yıl, kuşun kendisi de bir televizyon cihazı için, birden fazla kişinin aynı anda oynayabildiği yeni bir sürümle kısa bir süreliğine geri döndü; ama telefonlara bir daha aynı biçimde dönmedi.

Hikâyenin belki de en tuhaf katmanı, yıllar sonra geldi. Nguyen'in oyunun adı üzerindeki marka hakkının zamanla düşmesinin ardından, bu ad başka ellere geçti. 2024'te kendini bir vakıf olarak tanıtan bir grup, Flappy Bird'ü yenilenmiş bir sürümle geri getireceğini duyurdu. Pek çok kişi bunun Nguyen'in dönüşü olduğunu sandı. Ama Nguyen yıllar sonra yine aynı kısa ve dolaysız tavrıyla sessizliğini bozdu: bu yeni oyunla hiçbir ilgisi olmadığını, hiçbir şey satmadığını ve oyunun etrafında dile getirilen kripto para projelerini desteklemediğini açıkladı. Bir zamanlar kendi eliyle sildiği kuş, artık onun izni olmadan uçmaya çalışıyordu.

Geriye dönüp baktığımızda, Flappy Bird'ün hikâyesi başarı ile vazgeçme arasındaki o ince çizgide duruyor. Çoğu yaratıcı, eserinin ne kadar büyüyebileceğinin hayalini kurar. Dong Nguyen ise eserinin büyüdüğü noktada, onun neye dönüştüğüne bakıp geri çekilmeyi seçti. Bu kararı akıllıca bulanlar da oldu, anlamsız bulanlar da. Ama kimse onun samimiyetinden şüphe edemedi. Günde 50 bin doları, 50 milyonu aşan indirmeyi, dünyanın en çok konuşulan oyununu bir kenara koyup, Hanoi'deki sessiz hayatına dönmeyi tercih etmişti.

Bugün hâlâ bir yerlerde, eski bir telefonun ekranında, küçük sarı bir kuş kanat çırpıyor olabilir. Biri dokunuyor, kuş yükseliyor, sonra düşüyor, sonra yine dokunuyor. Bir boru, bir boşluk, bir puan daha. Ve o oyunu yapan adam, yarattığı şeyin ne kadar güçlü olabileceğini herkesten önce fark eden kişi olarak, kuşun peşinden uçmamayı seçmiş durumda.

Nöron Oyun'de bugünkü bölümün sonuna geldik. Yeni bir hikâyede yeniden buluşmak üzere.